Ebeveyn Ve Öğrenci İlişkisi Nasıl Olmalıdır?

Ebeveynler çocuklarının geleceği için elbette en iyi mesleği seçmelerini isterler. Ancak öncelik ailelerin ne istediği değil, öğrencinin hayatını nasıl sürdürmek istediğidir. Toplumumuz bazı meslekleri yüceltilirken bazılarına ise daha az değer yüklenmektedir. Bu yalnızca sosyal hayatın ürünü olarak karşımıza çıkar. Unutulmamalıdır ki, toplumun kalkınabilmesi için her türlü meslek grubunda çalışacak bireylere ihtiyacı vardır.

Veli ve öğrenci, sınav maratonu esnasında genellikle bir çatışma halindedirler. Bu çatışmaların öğrenci üzerinde doğuracağı sonuçlar çoğunlukla olumsuzdur. Kendi içerisindeki problemleri çözmekte zorlanan öğrencinin bir de velisiyle fikir çatışması yaşaması kaygıları arttıracaktır. Çocukların kaygısı azaltılmak isteniyor ve başarı hedefleniyorsa öncelikli olarak veliler kaygılarından uzaklaşmalıdır.

            Velilerin çocuklarına karşı dikkat etmesi gereken bir kaç husus şunlardır;

  • Sorgulamak yerine ilgilenmeyi deneyin. Benzer sorular öğrencinin konudan uzaklaşmasına sebep olabilir. “Kaç doğrun var, neden yapamıyorsun, senden daha yüksek puan alan kaç kişi var?” gibi sorular sormak yerine “sınavın nasıl geçti, başarıya ulaşabilmek için farklı yöntemler aramak senin için daha faydalı olabilir mi?” şeklinde sorular sormak her zaman daha güzel sonuçlar doğuracaktır.
  • Öğrenciyi başkalarıyla kıyaslamak yerine kendisiyle karşılaştırın. Her bireyin kendinden sorumlu olduğu unutulmamalıdır. Herkesin ortaya koyabileceği başarı bir olmadığı gibi bilgileri uygulayışı da aynı olmaz. Öğrencilerin başarısızlıkları başka bir kişinin başarısıyla karşılaştırılmamalıdır. Herkesin yalnızca kendi yolunu çizdiği hayatı yaşayacağını unutmamalısınız. Ailecek sınav sonuçları neşeli bir şekilde karşılaştırılmalı ve eksik olan konular hakkında analiz yapılarak bunun nasıl düzelebileceği hakkında fikirler ortaya koyulmalıdır.
  • Kızmak yerine eleştirin. Öğrenci, sınav kaygısı sebebiyle dersten kendisini soyutlamış olabilir. Çalışmıyor ya da yeteri kadar çalışmıyor olmasına karşılık olarak baskıcı bir tutumla kızmak yerine bunun sebebini öğrenmeye çalışmalı ve birlikte bir çözüm yolu üretmeyi denemelisiniz. Çalışmama sebebi bir teknolojik aletten ya da farklı bir aktiviteden kaynaklı olabilir. Bu durumu yasaklamak yerine kısıtlamak ile çözümleyebilirsiniz. Örneğin günlük sorumluluklarını yerine getirmesi halinde bilgisayarıyla bir saat vakit geçirmesine izin vermek gibi.
  • Hayatınızı çocuklarınızın sınavına göre yönlendirmeyin. Sınava girecek bir öğrenciniz varsa evde olağanüstü hal ilan etmemelisiniz. Bütün düzen çocuk üzerine kurulmamalıdır. Bu öğrencinin kendisinde daha fazla sorumluluk hissetmesine ve sizlerde beklentinin artmasına sebep olabilir. Eve misafir çağırmamak, evin içinde hiç bir yaşam belirtisi göstermemek yanlış tutumlardır. Bunun yerine televizyonun sesini kısmak ve sessiz konuşmayı tercih edebilirsiniz. Sınava girecek diye çocuğunuzun yemeğini masasına kadar götürmemeli ve sorumluluklarını üzerlerinden almamalısınız. Çocuğunuzun odasını toplamamalı ve masasını düzeltmemelisiniz. Sınav günlük yaşamdan bir kaç haline gelmemelidir.
  • Çocuklarınızın omuzlarına yük bindirmeyin. Onların eğitimleri ya da sosyal hayatları için yaptığınız harcamalar ve verdiğiniz emekleri dile getirmemeli ve onları psikolojik bir yıkıma sürüklememelisiniz. Eğitim için harcadığınız ücretleri dile getirmek onları kamçılamak yerine daha çok bastırmaya sebebiyet verecektir ve kaygı giderek daha da çok artacaktır.
Sorularınız için tıklayın...